SANATIN ÖĞELERİ

Sanat sözcüğü, bir sanat yapıtının varlığı ile nesnelleştirildiğinde bu sözcüğün üç temel öğesi olduğu görülecektir. Bunlar:
Sanatçı ve onun yaratıcı, doğurgan etkinliği. Statik değil, dinamik varlığı.
Sanat Yapıtı (eseri); bir yaratma ürünü olan, tamamlanmış, tek ve özgün yapıt.
Alıcı; bir sanat yapıtı ile teke tek ilişkide bulunan, okuyan, dinleyen, izleyen kişi. Sanatçının ürününü verirken düşlediği potansiyel alımlayıcısı.
Sanat gerçeğini şöyle çizimleyebiliriz:

Bu üç öğe olmadığı zaman sanat alanı da varolamaz. Bu öğelerden birinin eksikliği sanatın, kavram olarak bile ortaya çıkmasına ket vurur. Bu üç öğenin birbirleriyle olan ilişkileri, algılamadan başlayarak değerlendirmeye kadar giden sayısız basamaklar biçiminde, sanat olgusunu var kılar.
Kimi zaman sanatçı-sanat yapıtı ikilisi, kimi zaman alıcı-sanat yapıtı ikilisi, kimi zaman da sanatçı-alıcı ikilisi şeklinde oluşan ilişkiler, şu ya da bu yolla bu üç öğenin mutlaka diri ve devinim halinde bulunmasını zorunlu kılmaktadır ki bu da sanat olgusunu bir gerçeklik şekline dönüştürmektedir.
Tekrar başa dönüp sorumuzu yinelersek, “Sanat nedir?” in ilk yanıtı “sanat bir varolandır”, “Sanat bir gerçek olandır” biçiminde verilebilir.
Sanatı bir gerçeklik olarak kabul ettikten sonra, daha açıklayıcı, daha ikna edici yanıtlara geçme yolu da açılmış olacaktır.
Sanat alanına bakana, bu bakanın bakış tarzına göre sanatın ne olduğu sorusuna farklı yanıtlar verilebilir ve bu yanıtların her biri de, birbirlerini yadsısa bile doğru olabilir.
Sanatçıya göre sanat nedir? Alıcıya göre sanat nedir? Sanat yapıtı açısında sanat nedir?
Ayrıca sanat, bir gerçek olarak anlam kazandıktan sonra, bu gerçekliğin kazanılmasına kadar geçen süre ile bu gerçeğin, alıcısın bilgi düzeyine geçmesine kadar geçen süre de sanat alanı içine girer. Yani sanat, süreç olarak da yanıt isteyen bir soru olarak karşımıza çıkar.
Bütün bu temel sorulardan hareketle, eğer önce sanatçı ön plana alınırsa, sanat şöyle tanımlanabilir:
Bir duygunun, bir tasarının veya güzelliğin ifadesinde kullanılan yöntemlerin tümü, bu yöntemler sonunda ulaşılabilen üstün yaratıcılıktır sanat.
E.H. Gombrich de bu tür bir tanımlama yanlısıymış gibi görünmektedir.  Gombrich’e göre “sanat adı verilen bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır”. O halde sanat; sanatçının, bir sanat yapıtını vermeye hazır olma durumunu, ürün verme sürecini ve bu süreçten sonra ortaya çıkan sanat yapıtını ifade eder. Özellikle sanat; sanatçının sanat adına ürettiği her şeydir.
Sanat yapıtı açısından bakıldığında ise sanat; insan zekasının bir yaratısı olan, tamamlanmış, hem kendi içinde, hem kendi türünde bir değeri bulunan, alıcısında haz etme, hoşlanma ya da zevk alma gibi değişik basamaklarda duygusal doyum sağlayan özgün ve tek yapıttır.
Alıcı açısından bakıldığında sanat; okuyan, dinleyen, bakan ya da seyreden kişinin duygularını okşayan, o kişiyi hoşnut bırakan, başka bir kişi tarafından yaratılmış her türlü ‘güzel’ üründür. Yani, alıcının sanat diye tanımladığı, sanat diye algıladığı her şey sanattır.
Umberto Eco’nun, Dino Formaggio’dan yaptığı alıntıya göre de sanata şöyle bir tanımlama getirilebilir: “Sanat, insanın sanat adını verdiği her şeydir.”
Yukarıdaki açıklamalardan da çıkarılabileceği gibi sanat üzerine yapılan tanımlamaların hemen hemen hepsi doğru olabilir; ama neredeyse hiçbiri eksiksiz olamaz.
Sanat, sanatçı, sanat ürünü gibi kavramlar, sonuçta, bir algılama, bir anlama durumu olarak karşımıza çıkar. Yani her bir kişinin sanattan ne anladığı…
Konu böyle düşünülürse sanat, belki de, bir tanımlama işleminden çok bir değerlendirme işlemi olabilir. Salt değerlendirme olarak ele alındığında da soru şu şekle dönüşecektir. “Ne sanattır?” değil, “Ne kadar sanattır?”
Bu sorunun yanıtı ise, bir sanat yapıtının kendi türü içindeki yerini tanımlayabilmekle olanaklıdır.

sanatevi.com

This entry was posted in Kültür Sanat and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın