PERSPEKTİF ÇEŞİTLERİ

YUMUŞAK PERSPEKTİF

Yumuşak perspektif, nesne ile izleyen arasına giren hava veya atmosferin renkleri, tonal değerleri ve uzak nesnelerin konturlarını algılayışımızı etkileyen yumuşatıcı etkisi üzerine temellendirilmiştir. Nesneler uzaklaştıkça, renkleri daha az yoğun ve daha suskun olur. Tonal değerler daha açık ve gri ağırlıklı, formlar daha silik ve bulanık, ayrıntıları ise daha az belirgin hale gelir. Arka planda ağırlıkla gri tonlarına bürünmüş biçimler görebiliriz. Buna karşın, bakış açımızın ön planda kalan ve yakınmış gibi görünen nesnelerin daha doymuş renkleri daha güçlü değer karşıtlıkları, daha belirgin dış hatları ve keskin bir biçimde tanımlanmış ayrıntıları olacaktır.

DOKU

Bir yüzey dokusu geriye doğru uzaklaştıkça, doku yoğunluğu giderek artacaktır. Bunun nedeni boyutun giderek küçülmesi, dokuyu oluşturan öğeler arasındaki aralığın da sıklaşmasıdır. Örneğin, bir tuğla duvara yakından baktığımızda hem her bir tuğlayı, hem de tuğlalar arasındaki harcın kalınlığını görürüz. Bizden uzaklaştıkça tuğlalar küçülür, harç kalınlığı bir çizgiye dönüşür, ta ki yeterince uzaklaştığında etkisi birbirine karışıp dokulu bir örge oluşturana kadar.

DOĞRUSAL PERSPEKTİF

Üçboyutlu dünyamızın resimsel görüntülerini betimlemek için perspektif terimi kullanıldığında, ilk aklımıza gelen büyük olasılıkla, doğrusal perspektiftir. Tekil nesnelerin çiziminde yararlı olması bir yana, çizgisel perspektif, mekansal ilişkileri resimsel bir anlatımla ve kolayca kavranılacak şekilde betimlemeye çok elverişlidir. Doğrusal perspektif bize, önceki bölümlerde tartışılan görsel derinlik ipuçlarından da yararlanarak, ikiboyutlu bir çizim yüzeyi üzerinde, üçboyutlu formlara,  mekana ve derinliğe ilişkin berrak bir yanılsama yaratabilme yeteneği verir.

Doğrusal perspektif, geometrik kurallara dayanır. Bu kurallar uyarınca geliştirilmiş son derece hassas konstrüksiyon yöntemleri olması nedeniyle, çoğunlukla bir perspektif çizimi, yalnızca yapılaşmasındaki doğruluk derecesiyle değerlendirilir. Oysa gözlerimizi de kullanmamız, çizilen imgeyi değerlendirmede bütünüyle bir konstrüksiyon yöntemine güvenmememiz daha doğru olur.

Bir perspektifin kılı kırk yararak yapılandırılmış olması, ortaya çıkan çizimin, kişinin bakış açısını hiçbir çarpıtmaya gitmeksizin yeterlik ve doğrulukla betimlediği anlamına gelmez. Burada amaç, perspektifin mekanik yapısının ayrıntılarına girmekten çok, serbest elle perspektif çizmemize olanak verecek biçimde, perspektifin öğeleri ve ilkelerine ilişkin bir anlayış geliştirmektedir.

Görebildiklerimizi çizmek için perspektifi kavramış olmak kesin bir gereklilik değildir. Kontur çizgileriyle doğru bir betimleme yapmayı ve tanımladıkları pozitif ve negatif biçimlere güvenmeyi yeğleyebiliriz. Ancak, bu çizgi ve biçimleri dönüştürebilmek, üçboyutluluklarını aktarabilmek ve onları mekan içinde doğru bir şekilde yerleştirebilmek için, doğrusal perspektifin öğelerini ve ilkelerini anlamış olmamızda yarar vardır. Dış görünüşün ötesine geçip, nesnelerin gerisindeki geometri ve strüktürü, mekansal ilişkilerini betimleyen ve düzenleyen çizgilerin tanımladığı biçimiyle kavramak istiyorsak, bu daha da önem kazanır.

Adından da anlaşılabileceği gibi, doğrusal perspektif, öncelikle, perspektif içinde doğrular çizilmesiyle ilgilidir. Bu perspektif çizgilerin çoğu, görünen konturları simgelemekten çok, üçboyutlu formların strüktür ve geometrisini ve bunların mekan içindeki konumlarını betimler. Küp aracılığıyla, bir nesnenin her üç boyutunu aynı anda ölçmek mümkündür. Daha da önemlisi, en karmaşığından en basitine kadar birçok formu betimlemekte küp kullanılabilir. Formları bileşenlerinin geometrisine indirgeyebilmek ve oran, ölçek ve mekansal ilişkileri bu yolla ölçebilmek, hem analitik hem de görsel düşünceyi gerektirir.

This entry was posted in Kültür Sanat and tagged , , , . Bookmark the permalink.