3. Uygur Sanatı

Aralık 1st, 2009 yapan admin Leave a reply »

Selenga Nehri’nin doÄŸu kıyısında Göktürkler’e baÄŸlı olarak yaÅŸayan Uygurlar 745′de Göktürkler’in yerine geçerek Uygur devletini kurmuÅŸlardır. Kurucusu Alp Kutlug Bilge KaÄŸan’dır. Merkezleri Ötügen yaylasında Karabalgasun ÅŸehridir. On­dan sonra gelen Mayunçur adına bugünkü MoÄŸolistan’ın kuzeyinde Åžine-Usu kö­yü kıyısında bir kitâbe dikilmiÅŸtir. Bu uzun kitabede Uygur devletinin kuruluÅŸu, ge­niÅŸlemesi, kendisi ve babası Kutlug Bilge’nin zaferleri yazılıdır. Uygurlar’da en çok sevilen din Budizm’di. 630′da Uygurlar daha bugünkü MoÄŸolistan’ın kuzeyinde ya­şarken bile Budizm raÄŸbette idi. Göktürk alfabesi ile Uygurca aynı zamanda Çince ve SoÄŸd’ça olarak yazılmış olan 732 tarihli Karabalgasun kitabesinde imparatorluk devrinde Uygurlar’ın Mani dinine girdiÄŸi ve eski dinî tasvirleri yaktığı, 762′de Bögü KaÄŸan’ın bunu devlet dini haline getirdiÄŸi belirtilir (Burada Göktürk alfabesi ile ya­zılan kitâbe silinmiÅŸ olduÄŸundan onun pek az kısmı okunabilmektedir. Çince ve SoÄŸdca olanlar daha iyi durumdadır). 840′da baÅŸkentleri Karabalgasun, Kırgızlar’ın eline geçtiÄŸinden Uygurlar’ın büyük kısmı tarım bölgesine geçip, Hoço’da ye­niden devlet kurmuÅŸlardır. Burada Uygurlar’ın tekrar Budizm’e döndüğü anlaşılı­yor. Turfan resimlerinde ve sonraki Uygurca yazmalarda pek az Maniheist metin vardır. Buda dini Uygurlar’da edebiyatı da geliÅŸtirmiÅŸtir. Sanskritçe, Toharca, SoÄŸdca ve Çince’den metinler tercüme edilmiÅŸtir. Tercüme için bir tek orijinal me­tinle yetinilmeyip, Budizm’in klâsik dillerindeki çeÅŸitli versiyonla karşılaÅŸtırılıyordu. Mani dini metinlerini ayni derecede etraflıca ve aynı hâkimiyetle TürkçeleÅŸtirmek mümkün olmamıştır. Göktürk yazısından sonra Uygur yazısı kullanılmış, Budist me­tinler bu yazı ile yazılmıştır. Uygur yazısı iyice geliÅŸtirilmiÅŸ halde bütün Türk boyları tarafından kullanılmıştır. MoÄŸollar ve ilhanlılar zamanında da aynı yazı kullanılmıştır. MoÄŸollar Uygurlar’a son vermekle beraber onların kuvvetli kültürlerine tâbi olarak, Uygur yazısını almışlar, Uygur kâtipleri ve devlet adamları bütün sivil idareyi elleri­ne geçirmiÅŸlerdir. MoÄŸollar TürkleÅŸmeÄŸe baÅŸlamış ve kısa zamanda tamamen TürkleÅŸmiÅŸlerdir. Timur’un tüzüğü ve Altınordu Yarlıkları hep Uygur yazısı ile yazıl­mış, on beÅŸinci yüzyıl sonuna kadar resmî ve devletlerarası yazışmalarda, paralar üzerinde Uygur yazısı devam etmiÅŸtir. Uygurlar’ın kitapları kâğıt üzerine yazılıp ba­sılıyordu. Bu, Çin kâğıdından farklıdır. Uygurlar’ın kendi kâğıt imalâtları olduÄŸu bir gerçektir. Yazı âleti kamış kalemdi. Daha ehemmiyetsiz yazılar Çin fırçası ile yazılır­dı. Budist metinlere ihtiyaç fazla olduÄŸundan baskı da kullanılırdı. Uygurlar IX. ve X. yüzyıllarda Çinliler’in blok baskı ile çoÄŸaltma tekniÄŸinden farklı bir baskı sanatı bulmuÅŸlar, sert aÄŸaçtan, tek tek, hareketli Uygur harfleri ile kitap basmayı ilk olarak gerçekleÅŸtirmiÅŸlerdir. Kazılar sonunda torbalar içinde böyle harfler ele geçirilmiÅŸtir.

Uygurlar’da pandomim, bale, ÅŸan, orkestra ve iptidai ÅŸekilde tiyatroda vardı ki, o zaman için Çinliler’e çok tipik ve cazip görünmüştür. Hikâye anlatma sanatı da çok ileri idi. Yazılmış ÅŸekillerden anlaşıldığına göre, bunların Türkçe versiyonları dramatik bakımdan Çincelerden çok daha üstündür.

Yoruma kapalý.