Camlar kimyasal içerikleri bakımından çeÅŸitlilik gösterirler. Camın bileÅŸiminde periyodik tablodaki birçok element bulunabilir; fakat, ticari olarak üretilen çok çeÅŸitteki camlar üç ana gruba ayrılırlar: soda-kireç, kurÅŸun ve borosilikat cam.Soda-kireç camı fiziksel ve kimyasal özelliÄŸi bakımından görünür optik ve uygulamaları için çok uygundur. Ayrıca, soda, camın iÅŸlenme sıcaklığını düşürdüğü için, maliyeti de azaltır. Sodasız cam saf camdır, saf malzemelerin iÅŸlenme sıcaklıkları yüksek olur. O dönemde cam elde etmek için yeterli ateÅŸi yeterli sıcaklığa çıkarmak için odun yada kömür yeterli deÄŸildi. Yani soda olmasa idi camın keÅŸfi bin yada iki bin yıl ertelenebilirdi. Anadolu’da sodalı camın kullanılması çok eskilere dayanır. Sümer tabletlerinde sodayanaga deniyordu. ilk dönemlerde, soda elde etmek için, soda oranı çok olan uhulu aÄŸacının (Akad dilinde abanu huli diye geçer, küllerinden yada Van gölünün sodalı suyundan yararlanılıyordu. Renksiz türleri görünür ışığı çok iyi geçirdiÄŸi için pencere camlarında Romalılardan beri kullanılırlar. Pencere camları ilk olarak, merkezkaç etkisi yaratılarak döndürülerek yapılıyordu. Daha sonra üfleme tekniÄŸinin keÅŸfi ile cam, ÅŸiÅŸirilerek silindir haline getirildikten sonra, silindirin yan yüzeyi kesilerek elde edilen pek de düzgün olmayan pencere camı, diÄŸer tekniÄŸin saÄŸladığı boyutlardan daha büyük oluyordu.
Flotal cam dediğimiz cam da sıvı kalay yüzeyinde yüzdürülerek elde ediliyor. Flotal cam tüm diğer camlardan çok daha düzgün bir yüzeye sahiptir.Soda-kireç camının başlıca dezavantajı yüksek ışık genleşme özelliğine sahip olmasıdır; yani ısıtılınca yapısal olarak genişlerler. Silika ısıtılınca fazla genişlemez; fakat sodanın eklenmesi genleşme özelliğini dramatik bir biçimde artırır; genel olarak, soda ne kadar fazlaysa, sıcaklık değişimlerine karşı camın direnci de o kadar düşüktür. Soğuk günlerde ince belli çay bardağınıza sıcak çay doldururken cam üzerinde
ısı şok yarattığınız için bardağınız çatlayabilir.Kalsiyum oksit yerine kurşun oksit ve sodyum oksidin yerine potasyum oksit kullanılması, kurşun camı olarak bilinen cam türünü oluşturur. % 24 PbO içeren camlar, kristal cam diye bilinen cam türünün içinde yer alırlar. Kurşun camı göreceli yumuşak yapısı nedeniyle işlenebilir ve yüksek kırılma indisine sahiptir. Daha fazla kurşun oksit içeren camlar (%65) radyasyon perdeleme camları olarak kullanılabilirler, çünkü kurşunun, bilindiği gibi gama ışınlarını ve değişik formdaki zararlı radyasyonu emebilme yeteneği vardır.Barosilikat camı % 70-80 silika ve %7-13 bar oksitten ve az miktarda alkali (sodyum ve potasyum oksit) ve alüminyum oksitten meydana gelir. Borosilikat camı düşük alkali içeriği ve kimyasal ve ısı şoku dayanıklılığı ile karakterize edilir; bu yüzden, Pyrex diye bildiği cam mutfak malzemelerinde kullanılır.Borosilikat camı suya, asitlere, tuz çözeltilerine, organik maddelere ve halojenlere (klor ve brom) yüksek düzeyde dayanıklılık gösterir.Göreceli olarak alkali çözeltilerine karşı da dayanıklıdır. Sadece hidroflarik asit, yoğun fosforik asit ve güçlü alkalin çözeltileri, yüksek sıcaklıklarda kabın yüzeyinde bozulmaya yol açarlar.Beherler ve dar boyunlu laboratuar şişeleri kimyasal maddelere, ani sıcaklık değişimlerine ve mekanik şoklara karşı dayanıklı olmalıdır.
Ek olarak, ÅŸeffaflık, kolayca yumuÅŸama ve ÅŸekil verme gibi camın sıradan özeliklerine sahip olmalıdır. Belki de en önemlisi, cam laboratuar malzemesinin üretimi ucuza gelmelidir.Kimya sanayisinin ve sanatının geliÅŸimi açısından damıtma ,iÅŸlemi çok önemli yer tutar. AteÅŸe dayanıklı kaplarda yapılan kaynatma iÅŸleminde, kapak kısmında sıvı damlaların yoÄŸunlaÅŸtığı gözleniyordu. Buradan esinlenerek damıtma balonu ve imbik geliÅŸtirildi. M.S. 4. yy’da Synesius ve özellikle de Zosimos, iki ayrı kaptan oluÅŸmuÅŸ damıtma aygıtları kullandılar: damıtma kabı ve külah kısmı. Bu ikisinden daha sonra boynuzlu imbik (retorte) geliÅŸtirildi.Kolay uçucu maddelerin damıtılmasında, buharın soÄŸutulması gerektiÄŸi anlaşılmıştı, yoksa buhar yoÄŸunlaÅŸmadan sistemden uzaklaşıp gidiyordu. Zamanla hali laboratuarlarda kullanılan su soÄŸutmalı damıtıcılar geliÅŸtirilmiÅŸtir.Damıtma yada süblimleÅŸtirme için kullanılan ilk kaplar topraktan yapılmıştı. Ancak 13. yy’dan sonra, geliÅŸmiÅŸ cam kaplar yaygınlaÅŸtı.Toprak kaplar kolayca gözenekli duruma geliyordu. Oysa cam kaplar dayanıklıydı. Ayrıca metal kaplar da kullanılıyordu ancak bunların çeÅŸitli biçimlerde kirlenme ve zehirlenmelere yol açtığı bilinmiyordu. Aynı amaçla tahta kaplar da kullanılıyordu ve bunların içine konan sıvılar, kızdırılmış metal çubukların daldırılması ile ısıtılıyordu.
TÜRKİYEDE CAM TARİHİ
Türkiye’deki geleneksel cam ürün yapımı Selçuk ve Osmanlı dönemleri olarak ele alınabilir.
Selçuklu’ların doÄŸudan Anadolu’ya yeni göç ettikleri dönemden kalma bazı Selçuklu cam ürünlerinin varlıkları bilinmektedir. Selçuklu ve Artuklular döneminin bazı parçaları bugün müze koleksiyonlarında yer almaktadır. Bunlar tamamen mimari dekorasyon ya da el yapımı ürünlerdir.
Osmanlı dönemi sırasında, bu dönemden kalan parçalardan da görülebileceÄŸi gibi cam sanatı oldukça ilerlemiÅŸtir. Cam endüstrisi özellikle İstanbul’un fethinden sonra bu ÅŸehirde oldukça geliÅŸmiÅŸtir, Osmanlı döneminin lonca sistemi son derece iyi ÅŸekilde organize olmuÅŸtur. Her bir zanaatkar ve meslek grubu zanaatine ait ham madde temininden malzeme iÅŸleniÅŸine, bitmiÅŸ ürünün ÅŸekli ve satış koÅŸullarına kadar her konu ile ilgilenen bir sistem geliÅŸmiÅŸtir. Sistem, ticaret ve zanaat üzerinde katı, disiplinli ve detaylı kurallardan oluÅŸmuÅŸtur.
Geleneksel cam endüstrisi en iyi örneklerinden birçoÄŸunu 17-18. yüzyıllarda ortaya koymuÅŸtur ancak bu dönemden elimizde çok az doküman kalmıştır. İstanbul EÄŸrikapı’da, Tekfur Sarayı ve EÄŸrikapı arasında yer almış bir cam yapım merkezinin olduÄŸunu biliyoruz. III. Murat adına yapılmış bir minyatür o döneme ait bazı önemli belgeleri göstermektedir. Bu eser, bir cam yapımcıları kafilesini resimlemekte ve işçilerin hep beraber yanan bir ocağın çevresinde vazolar biçimlendirirken çalışan bir atölyeyi göstermesi açısından çok önemlidir. III. Murat’ın hakimiyetinde loncaların geçiÅŸ töreninde özel olarak inÅŸa edilen bu atölyede kullanılan temel aletlere yakından baktığımızda, geleneksel teknikleri kullanan çaÄŸdaÅŸ atölyelerin de temelde benzer aletleri kullandığı görülmektedir.
Kanıtlar Osmanlı cam endüstrisinin İstanbul merkezli geliştiğini göstermektedir. Kaynaklar, dönemin başkentindeki Eğrikapı, Eyüp, Balat, Ayvansaray, Bakırköy, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu ve İncirköy mevkilerinde çok farklı çeşitlerde cam üretimi yapan cam atölyelerinin bulunduğunu göstermektedir.
Bu cam yapım merkezlerinde üretilen cam ürünler dışında, ayrıca baÅŸta farklı pazarların zevkine uygun olarak üretim yapılan, 13. yüzyılın en büyük cam ihracat merkezi Venedik olmak üzere çeÅŸitli ülkelerden cam ithalatı da yapılmıştır. O dönemde Venedik’te bir Türk ticarethanesi de bulunmaktaydı. Venedik’te özellikle Türk pazarı için üretilen camın ithalatı 1716′da dönemin padiÅŸahı tarafından yasaklanmıştır ancak 1700′lerden itibaren baÅŸka bir merkezden, Bohemya’dan cam ithalatı devam etmiÅŸtir.
Ayrıca I. Mahmut döneminde Fransa’dan cam ustaları getirtildiÄŸi, Mehmet Dede ismindeki bir Mevlevi DerviÅŸi’nin III. Selim döneminde cam yapım tekniklerini öğrenmek üzere İtalya’ya gönderildiÄŸi bilinmektedir. SöylenildiÄŸi üzere, söz konusu Mevlevi usta Beykoz, İstanbul’da bir atölye açmıştır ve çalışmaları arasında en popüleri ÇeÅŸm-i Bülbül olmuÅŸtur. 1899′da Saul Modiano adındaki bir Yahudi Levanten tarafından bugün eski PaÅŸabahçe cam fabrikasının bulunduÄŸu yerde ‘Fabbrica Vetrami di D. Modiano, Constantinople’ etiketli ürünler üreten, 1902 yılı itibariyle 500 kiÅŸiye iÅŸ imkanı saÄŸlayan bir atölye kurulmuÅŸtur.
Cumhuriyet’in kuruluÅŸu ile Türk cam endüstrisi yepyeni bir yön kazanmış ve 17 Åžubat 1934′te diÄŸer cam atölyelerine çok yakın bir yerde, PaÅŸbahçe’de, BoÄŸaz’ın yamaçlarında, meclis onayıyla ilk ulusal fabrika kurulmuÅŸtur. Türkiye İş Bankası tarafından “Türkiye ÅžiÅŸe ve Cam Fabrikaları A. Åž” adı ile kurulan bu fabrikayı çeÅŸitli tarzlarda cam üretimi yapan birçok baÅŸka ÅŸirket takip etmiÅŸtir.
Paşabahçe, özellikle kuruluş yıllarında ülkenin her yerinden çok sayıda cam ustasını bir araya toplamış ve Türk cam tarihi için önemli bir cam yapım merkezi haline gelmiştir. Bu dönemin en önemli cam işçileri arasında, özellikle serbest şekil verilmiş ürünleri ile tanınan (baba) Yusuf Görmüş yer almaktadır.
Geleneksel Türk cam ürünü, ÇeÅŸm-i Bülbül ya da Venedik biçimi ile üretilen Türk filigranosu, Beykoz iÅŸi olarak da bilinir. Benzer yüksek kaliteli ürünler halen Venedik’te Murano’da üretilmektedir. Geleneksel ÇeÅŸm-i Bülbül dışında, Türk cam sanatının daha çok uygulamalı ya da dekoratif ürünler için uygun form ve tarzları benimsediÄŸi görülmekte, seramik sanatından edinilmiÅŸ birçok formun özellikle baskın olduÄŸu bilinmektedir.