Etiket ‘sanat yapıtı’

SANATIN ÖĞELERİ

Ekim 19th, 2009

Sanat sözcüğü, bir sanat yapıtının varlığı ile nesnelleştirildiğinde bu sözcüğün üç temel öğesi olduğu görülecektir. Bunlar:
Sanatçı ve onun yaratıcı, doğurgan etkinliği. Statik değil, dinamik varlığı.
Sanat Yapıtı (eseri); bir yaratma ürünü olan, tamamlanmış, tek ve özgün yapıt.
Alıcı; bir sanat yapıtı ile teke tek ilişkide bulunan, okuyan, dinleyen, izleyen kişi. Sanatçının ürününü verirken düşlediği potansiyel alımlayıcısı.
Sanat gerçeğini şöyle çizimleyebiliriz:

Bu üç öğe olmadığı zaman sanat alanı da varolamaz. Bu öğelerden birinin eksikliği sanatın, kavram olarak bile ortaya çıkmasına ket vurur. Bu üç öğenin birbirleriyle olan ilişkileri, algılamadan başlayarak değerlendirmeye kadar giden sayısız basamaklar biçiminde, sanat olgusunu var kılar.
Kimi zaman sanatçı-sanat yapıtı ikilisi, kimi zaman alıcı-sanat yapıtı ikilisi, kimi zaman da sanatçı-alıcı ikilisi şeklinde oluşan ilişkiler, şu ya da bu yolla bu üç öğenin mutlaka diri ve devinim halinde bulunmasını zorunlu kılmaktadır ki bu da sanat olgusunu bir gerçeklik şekline dönüştürmektedir.
Tekrar başa dönüp sorumuzu yinelersek, “Sanat nedir?” in ilk yanıtı “sanat bir varolandır”, “Sanat bir gerçek olandır” biçiminde verilebilir.
Sanatı bir gerçeklik olarak kabul ettikten sonra, daha açıklayıcı, daha ikna edici yanıtlara geçme yolu da açılmış olacaktır.
Sanat alanına bakana, bu bakanın bakış tarzına göre sanatın ne olduğu sorusuna farklı yanıtlar verilebilir ve bu yanıtların her biri de, birbirlerini yadsısa bile doğru olabilir.
Sanatçıya göre sanat nedir? Alıcıya göre sanat nedir? Sanat yapıtı açısında sanat nedir?
Ayrıca sanat, bir gerçek olarak anlam kazandıktan sonra, bu gerçekliğin kazanılmasına kadar geçen süre ile bu gerçeğin, alıcısın bilgi düzeyine geçmesine kadar geçen süre de sanat alanı içine girer. Yani sanat, süreç olarak da yanıt isteyen bir soru olarak karşımıza çıkar.
Bütün bu temel sorulardan hareketle, eğer önce sanatçı ön plana alınırsa, sanat şöyle tanımlanabilir:
Bir duygunun, bir tasarının veya güzelliğin ifadesinde kullanılan yöntemlerin tümü, bu yöntemler sonunda ulaşılabilen üstün yaratıcılıktır sanat.
E.H. Gombrich de bu tür bir tanımlama yanlısıymış gibi görünmektedir.  Gombrich’e göre “sanat adı verilen bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır”. O halde sanat; sanatçının, bir sanat yapıtını vermeye hazır olma durumunu, ürün verme sürecini ve bu süreçten sonra ortaya çıkan sanat yapıtını ifade eder. Özellikle sanat; sanatçının sanat adına ürettiği her şeydir.
Sanat yapıtı açısından bakıldığında ise sanat; insan zekasının bir yaratısı olan, tamamlanmış, hem kendi içinde, hem kendi türünde bir değeri bulunan, alıcısında haz etme, hoşlanma ya da zevk alma gibi değişik basamaklarda duygusal doyum sağlayan özgün ve tek yapıttır.
Alıcı açısından bakıldığında sanat; okuyan, dinleyen, bakan ya da seyreden kişinin duygularını okşayan, o kişiyi hoşnut bırakan, başka bir kişi tarafından yaratılmış her türlü ‘güzel’ üründür. Yani, alıcının sanat diye tanımladığı, sanat diye algıladığı her şey sanattır.
Umberto Eco’nun, Dino Formaggio’dan yaptığı alıntıya göre de sanata şöyle bir tanımlama getirilebilir: “Sanat, insanın sanat adını verdiği her şeydir.”
Yukarıdaki açıklamalardan da çıkarılabileceği gibi sanat üzerine yapılan tanımlamaların hemen hemen hepsi doğru olabilir; ama neredeyse hiçbiri eksiksiz olamaz.
Sanat, sanatçı, sanat ürünü gibi kavramlar, sonuçta, bir algılama, bir anlama durumu olarak karşımıza çıkar. Yani her bir kişinin sanattan ne anladığı…
Konu böyle düşünülürse sanat, belki de, bir tanımlama işleminden çok bir değerlendirme işlemi olabilir. Salt değerlendirme olarak ele alındığında da soru şu şekle dönüşecektir. “Ne sanattır?” değil, “Ne kadar sanattır?”
Bu sorunun yanıtı ise, bir sanat yapıtının kendi türü içindeki yerini tanımlayabilmekle olanaklıdır.

sanatevi.com

Genel Anlamda Sanat

Ekim 19th, 2009

Bu bağlamda düşünüldüğünde sanat şöyle tanımlanabilir: Sanat; bir işi “ehli” gibi yapma çabası ve bu çaba sonunda da beğeni ile karşılanacak bir ürün verme becerisidir.
Tartışmaya açık, son derece geniş kapsamlı bu açıklama özellikle günlük konuşmalarda sık sık dilimize, kulağımıza gelmektedir: “Konuşma sanatı” dendiğinde, “Öğretmenlik sanatı” dendiğinde ya da “politika sanatı” dendiğinde, bu genel anlamdaki sanattan söz edildiği, ‘ustalık’ anlamını taşıdığı göze çarpar.
Bu anlamda sanat, herkes için, her şey için kullanılabilir. Yeter ki yapan ‘usta’ gibi yapsın, ürün ‘usta işi’ olsun.
Sanat, genel anlamında kullanıldığında tartışma pek çıkmaz. Kolaylıkla iletişim kurulur; kim neden söz ediyor anlaşılıverir.
Burada, düşünce birliğini etkileyen tek etken, karşılaştırmalı bir durumda ortaya çıkabilir ancak. “Kim daha usta?    Ya da “Hangisi daha usta işi?”   Görülüyor ki bu soru cümleleri ‘ustalık’ ya da ‘usta işi’ konularında bir tartışma getirmiyor. Kimin ya da neyin daha sanatsal olduğu yargısını getiriyor. Bu yargı ise sadece, söz konusu insanın (sanatçının) ya da nesnenin (sanat yapıtının) değil, bunlara bakanın (alıcının) görüşünü, düşüncesini ortaya koyar. Bir yeğlemeyi ifade eder.
Sanatın ilk tanımlamalarına bakıldığında da genel anlamının ağırlıklı olduğu ya da her iki anlamın birlikte hesaba katıldığı hemen dikkati çeker. Örneğin Aristoteles, en önemli sanatın politika olduğunu söyler.