<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sanat Evi &#187; Sanat eseri</title>
	<atom:link href="http://www.sanatevi.com/etiket/sanat-eseri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sanatevi.com</link>
	<description>Sanata dair her şey, çok yakında bu adreste...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Nov 2009 22:58:10 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Marketri yapım tekniği</title>
		<link>http://www.sanatevi.com/sanat.marketri-yapim-teknigi.html</link>
		<comments>http://www.sanatevi.com/sanat.marketri-yapim-teknigi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 12:56:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[MARKETRİ]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat eseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatevi.com/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Marketri İşlerini Hazırlama Yöntemleri
Kıl testeresi ile hazırlanan kakma işlerde iki türlü kesme tekniği vardır Bunlar:
a)Dik kesme.
b)Eğik kesme adını alırlar. 
A.Dik Kesme
Çalışma esnasında kıl testeresi ile kaplama yüzeyi arasında 90° lik bir açı bulunur. Üst üste bulunan değişik renkli 900’lik açı ile iki parça böyle kesildikten sonra yan yana getirilince aralarında testere kalınlığı kadar bir aralık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Marketri</strong> İşlerini Hazırlama Yöntemleri<br />
Kıl testeresi ile hazırlanan kakma işlerde iki türlü kesme tekniği vardır Bunlar:<br />
<strong>a)Dik kesme.<br />
b)Eğik kesme adını alırlar. </strong></p>
<p><strong>A.Dik Kesme</strong><br />
Çalışma esnasında kıl testeresi ile kaplama yüzeyi arasında 90° lik bir açı bulunur. Üst üste bulunan değişik renkli 900’lik açı ile iki parça böyle kesildikten sonra yan yana getirilince aralarında testere kalınlığı kadar bir aralık kalır. Hassas olmayan çalışmalarda bu teknik çok kullanılır. Çok sayıda renkli kamaları bir defada keserek alıştırmak ve aralarından lüzumsuzları çıkararak diğerlerini kullanmak en kolay <strong>marketri</strong> hazırlama tekniğidir</p>
<p><strong>B.Eğik kesme</strong><br />
Kıl testeresi belirli bir açı altında eğik tutularak kullanılan yöntemdir. Eğik kesimde eğim tam verilirse (750 – 800) kaplamalar arasında hiçbir boşluk kalmaz. Eğik kesme tekniği ile iki veya daha fazla sayıdaki kaplamaları bir defa da yan yana alıştırmak mümkündür. Ancak bu teknikle çalışmak, dik kesmede olduğu kadar kolay değildir çok sayıda temrin yapmak sabırla ve dikkatle çalışmak gerekir.<br />
Eğim açısı tayin etmek önemli bir husustur. Fon (zemin) olarak kullanılacak kaplamanın altındaki ve üstündeki kaplamalar kesildikten sonra aynı ara kesit üzerinde birleşmeli ve aralarında açıklıklar bulunmamalıdır. Eğim açısı; kaplamaların kalınlıklarına ve sayısına göre değişir, açı büyük olursa ek yerlerinde açıklıklar olur. Çok yatık kesmelerde ise, üst kaplama yuvasına girmeyen bir kama halini alır. Yapılan temrin sayısı arttıkça, doğru eğim açısı ile çalışmak kolaylaşır ve zamanla bir alışkanlık haline gelir. Kesilmek üzere üst üste yapıştırılan kaplamaların sayısı arttıkça kesme işlemi de güçleşir <strong>sanat eseri.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanatevi.com/sanat.marketri-yapim-teknigi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİĞER CAM ŞEKiLLENDİRME TEKNİKLERİ</title>
		<link>http://www.sanatevi.com/sanat.diger-cam-sekillendirme-teknikleri.html</link>
		<comments>http://www.sanatevi.com/sanat.diger-cam-sekillendirme-teknikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 12:52:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[CAM BONCUK YAPIMI]]></category>
		<category><![CDATA[CAM BOYAMA TEKNİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[FÜZYON (Eritme) VİTRAY]]></category>
		<category><![CDATA[KALIPLA CAM ŞEKİLLENDİRME]]></category>
		<category><![CDATA[Keşiş Warner]]></category>
		<category><![CDATA[PÂTE DE VERRE TEKNİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[RAKU TEKNİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat eseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatevi.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[CAM BOYAMA TEKNİĞİ
Bu teknikte cam ışık yardımı ile boyanmaktadır. Cam üzerine işlenen figürler ışık yardımı ile hayata getirilmektedir. Bu tekniğin diğer boyama tekniklerinden farkı yapılan resimlerin hiçbir etki ile solmaması, adeta ölümsüzleşmesidir. En eski boyama vitray örneği Almanya&#8217;daki Lorsch kilisesine aittir (9. veya 10. yüzyıl). Bu tekniğin gelişmesinde manastırlardaki keşişlerin payı büyüktür. Tegernsee manastırı çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CAM BOYAMA TEKNİĞİ</strong><br />
Bu teknikte cam ışık yardımı ile boyanmaktadır. Cam üzerine işlenen figürler ışık yardımı ile hayata getirilmektedir. Bu tekniğin diğer boyama tekniklerinden farkı yapılan resimlerin hiçbir etki ile solmaması, adeta ölümsüzleşmesidir. En eski boyama vitray örneği Almanya&#8217;daki Lorsch kilisesine aittir (9. veya 10. yüzyıl). Bu tekniğin gelişmesinde manastırlardaki keşişlerin payı büyüktür. Tegernsee manastırı çok büyük bir cam atölyesine sahipti. Keşiş Warner da bu manastırda yetişmiş ve meşhur Augsburger pencerelerini (11. yüzyıl) yapmıştır. Ama bu tekniğin en mükemmel örneği şüphesiz ki St. Jans kilisesi (16. yüzyıl) ile Delft kilisesidir (20. yüzyıl).</p>
<p><strong>FÜZYON (Eritme) VİTRAY</strong><br />
Füzyon Vitray, parça camların, uygun bir fırında ve uygun bir sıcaklıkta eritilmesi işlemidir. Birinci etapta düz bir yüzey elde edilir. İkinci etapta ise bu düz parçaya kalıplar yardımı ile form verilir. Burada önemli olan camların bir arada eriyebilmesidir. Çünkü her camın kendine has bir genleşme katsayısı vardır. Bu önemli husus göz ardı edildiği takdirde genleşme katsayılarının farkına bağlı olarak üretilen parça er ya da geç parçalanacaktır.<br />
<strong>CAM BONCUK YAPIMI</strong><br />
Camı eritmek, açık ateş üzerinde form vermek adeta onu yönetmek insan üzerinde hipnotize edici bir etki yaratmakta ve günden güne cam dünyasında popüler olmaktadır.<br />
Hızlı yaşamın ve fabrikasyon boncukların olumsuz etkisine rağmen cam boncuk yapımı günden güne layık olduğu değeri tekrar almaktadır.<br />
<strong>PÂTE DE VERRE TEKNİĞİ</strong><br />
Bu teknik yardımı ile çeşitli renklerde ve irilikteki cam tozlarını kalıplar yardımı ile fırınlanmakta ve hayal gücünüzün sınırları dahilinde her türlü objeyi üretebilmektesiniz.<br />
<strong>KALIPLA CAM ŞEKİLLENDİRME</strong><br />
Tasarlayacağınız kilden bir modelin kalıbı çıkartılır. Cam parçaları kalıba yerleştirilip yüksek ısıda fırınlanır. Cam parçaları eriyerek hazırladığınız modelin şeklini alır. Bu teknik yardımı ile yaratıcılığınızın sınırlarını test edebilirsiniz.<br />
<strong>RAKU TEKNİĞİ</strong><br />
Geleneksel Japon seramik sırlama tekniğine verilen addır.<br />
İlk aşamada pişirilen seramikler raku tekniği ile sırlanırlar. Bu tekniği uygularken, seramik bir objenin her aşamada nasıl bir<strong> </strong><strong>sanat eserine</strong> dönüştüğünün tanığı olacaksınız.</p>
<p><strong>sanat</strong> | <strong>sanat evi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanatevi.com/sanat.diger-cam-sekillendirme-teknikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SANATIN ÖĞELERİ</title>
		<link>http://www.sanatevi.com/sanat.sanat-ogeleri.html</link>
		<comments>http://www.sanatevi.com/sanat.sanat-ogeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 12:22:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Alıcıya göre sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat bir gerçek olandır]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat eseri]]></category>
		<category><![CDATA[sanat yapıtı]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sanatevi.com/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[Sanat sözcüğü, bir sanat yapıtının varlığı ile nesnelleştirildiğinde bu sözcüğün üç temel öğesi olduğu görülecektir. Bunlar:
Sanatçı ve onun yaratıcı, doğurgan etkinliği. Statik değil, dinamik varlığı.
Sanat Yapıtı (eseri); bir yaratma ürünü olan, tamamlanmış, tek ve özgün yapıt.
Alıcı; bir sanat yapıtı ile teke tek ilişkide bulunan, okuyan, dinleyen, izleyen kişi. Sanatçının ürününü verirken düşlediği potansiyel alımlayıcısı.
 Sanat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sanat</strong> sözcüğü, bir sanat yapıtının varlığı ile nesnelleştirildiğinde bu sözcüğün üç temel öğesi olduğu görülecektir. Bunlar:<br />
Sanatçı ve onun yaratıcı, doğurgan etkinliği. Statik değil, dinamik varlığı.<br />
<strong>Sanat</strong> Yapıtı (eseri); bir yaratma ürünü olan, tamamlanmış, tek ve özgün yapıt.<br />
Alıcı; bir <strong>sanat yapıtı</strong> ile teke tek ilişkide bulunan, okuyan, dinleyen, izleyen kişi. Sanatçının ürününü verirken düşlediği potansiyel alımlayıcısı.<br />
<strong> Sanat </strong>gerçeğini şöyle çizimleyebiliriz:</p>
<p>Bu üç öğe olmadığı zaman sanat alanı da varolamaz. Bu öğelerden birinin eksikliği sanatın, kavram olarak bile ortaya çıkmasına ket vurur. Bu üç öğenin birbirleriyle olan ilişkileri, algılamadan başlayarak değerlendirmeye kadar giden sayısız basamaklar biçiminde, sanat olgusunu var kılar.<br />
Kimi zaman sanatçı-sanat yapıtı ikilisi, kimi zaman alıcı-<strong>sanat yapıtı</strong> ikilisi, kimi zaman da sanatçı-alıcı ikilisi şeklinde oluşan ilişkiler, şu ya da bu yolla bu üç öğenin mutlaka diri ve devinim halinde bulunmasını zorunlu kılmaktadır ki bu da sanat olgusunu bir gerçeklik şekline dönüştürmektedir.<br />
Tekrar başa dönüp sorumuzu yinelersek, “<strong>Sanat nedir</strong>?” in ilk yanıtı “sanat bir varolandır”, “<strong>Sanat bir gerçek olandır</strong>” biçiminde verilebilir.<br />
Sanatı bir gerçeklik olarak kabul ettikten sonra, daha açıklayıcı, daha ikna edici yanıtlara geçme yolu da açılmış olacaktır.<br />
Sanat alanına bakana, bu bakanın bakış tarzına göre sanatın ne olduğu sorusuna farklı yanıtlar verilebilir ve bu yanıtların her biri de, birbirlerini yadsısa bile doğru olabilir.<br />
Sanatçıya göre sanat nedir? Alıcıya göre sanat nedir? Sanat yapıtı açısında sanat nedir?<br />
Ayrıca <strong>sanat</strong>, bir gerçek olarak anlam kazandıktan sonra, bu gerçekliğin kazanılmasına kadar geçen süre ile bu gerçeğin, alıcısın bilgi düzeyine geçmesine kadar geçen süre de sanat alanı içine girer. Yani <strong>sanat</strong>, süreç olarak da yanıt isteyen bir soru olarak karşımıza çıkar.<br />
Bütün bu temel sorulardan hareketle, eğer önce sanatçı ön plana alınırsa, sanat şöyle tanımlanabilir:<br />
Bir duygunun, bir tasarının veya güzelliğin ifadesinde kullanılan yöntemlerin tümü, bu yöntemler sonunda ulaşılabilen üstün yaratıcılıktır sanat.<br />
E.H. Gombrich de bu tür bir tanımlama yanlısıymış gibi görünmektedir.  Gombrich’e göre “sanat adı verilen bir şey yoktur aslında, yalnızca sanatçılar vardır”. O halde sanat; sanatçının, bir sanat yapıtını vermeye hazır olma durumunu, ürün verme sürecini ve bu süreçten sonra ortaya çıkan sanat yapıtını ifade eder. Özellikle sanat; sanatçının sanat adına ürettiği her şeydir.<br />
<strong> Sanat yapıtı</strong> açısından bakıldığında ise <strong>sanat</strong>; insan zekasının bir yaratısı olan, tamamlanmış, hem kendi içinde, hem kendi türünde bir değeri bulunan, alıcısında haz etme, hoşlanma ya da zevk alma gibi değişik basamaklarda duygusal doyum sağlayan özgün ve tek yapıttır.<br />
Alıcı açısından bakıldığında sanat; okuyan, dinleyen, bakan ya da seyreden kişinin duygularını okşayan, o kişiyi hoşnut bırakan, başka bir kişi tarafından yaratılmış her türlü ‘güzel’ üründür. Yani, alıcının sanat diye tanımladığı, sanat diye algıladığı her şey<strong> sanat</strong>tır.<br />
Umberto Eco’nun, Dino Formaggio’dan yaptığı alıntıya göre de sanata şöyle bir tanımlama getirilebilir: “Sanat, insanın sanat adını verdiği her şeydir.”<br />
Yukarıdaki açıklamalardan da çıkarılabileceği gibi <strong>sanat </strong>üzerine yapılan tanımlamaların hemen hemen hepsi doğru olabilir; ama neredeyse hiçbiri eksiksiz olamaz.<br />
<strong> Sanat</strong>, sanatçı, <strong>sanat ürünü</strong> gibi kavramlar, sonuçta, bir algılama, bir anlama durumu olarak karşımıza çıkar. Yani her bir kişinin sanattan ne anladığı…<br />
Konu böyle düşünülürse sanat, belki de, bir tanımlama işleminden çok bir değerlendirme işlemi olabilir. Salt değerlendirme olarak ele alındığında da soru şu şekle dönüşecektir. “Ne sanattır?” değil, “Ne kadar sanattır?”<br />
Bu sorunun yanıtı ise, bir sanat yapıtının kendi türü içindeki yerini tanımlayabilmekle olanaklıdır.</p>
<p>sanatevi.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sanatevi.com/sanat.sanat-ogeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

