Etiket ‘perspektif’

PERSPEKTİFİN ÖĞELERİ

Kasım 9th, 2009

GÖRME KONİSİ

Görünüşteki bütün devingen niteliklerine karşın bir perspektif çizimi, belirli bir zaman kesitinde ve belirli bir bakış açısından görülen, tek, durağan bir imgedir. Bakış noktamızı sabitlediğimiz anda, olağan görüş alnımız, gözden dışa doğru genişleyen bir koni biçiminde uzanır. Bu görme konisi, orta bakış ekseniyle 15° – 30° açılar yapan bakış çizgilerinden oluşur.

Bir perspektif çiziminin sınırları içinde neleri katmak istediğimize ve bakış açımıza karar verirken, görme konisi bir rehber işlevi görebilmelidir. En yakın planın ancak çok küçük bir bölümü görme konisi içinde kalır. Gördüklerimizi içine almak üzere ötelendikçe alanı genişler. Böylelikle orta plan ve uzak plan daha geniş olarak görüş alanımız içinde yer alır.

RESİM DÜZLEMİ (R.D.)

Bir perspektif çizerken, gördüklerimizi bir çizim yüzeyine imgesel, saydam bir resim düzleminden geçirerek aktarırız; böylelikle, çizim yüzeyi resim düzlemiyle özdeşleşir. Bu resim düzlemi görme konisini keser ve her zaman orta bakış ekseniyle bir dik açı oluşturur. Dolayısıyla, bakış çizgimizi sağa- sola veya yukarı-aşağıya kaydırdığımızda, resim düzlemi de onunla birlikte yer değiştirecektir.

YER DÜZLEMİ (Y.D.)

Yer düzlemi, perspektif içindeki yüksekliklerin ölçümünde yatay bir referans olarak kullanılan düzlemdir. Bu düzlem, izleyicinin üzerinde durduğu zemin, yelkenlinin yüzmekte olduğu göl yüzeyi veya binan üstüne oturtulduğu platform olabilir. Bir iç mekanı çizerken döşeme, bir natürmort çizerken masa üstü de yer düzlemi olarak işlev görebilir.

UFUK ÇİZGİSİ (U.Ç.)

Ufuk çizgisi resim düzlemini yatay olarak keser ve yer düzleminden yukarıda, gözleyenin göz seviyesi hizasında yer alır. Göz hizasından çizilen normal bir perspektifte ufuk çizgisi, gözleyenin ayakta olması durumunda gözlerinin yer düzlemine olan uzaklığı ile aynı hizadadır. Ufuk çizgisi, bir sandalyeye oturmuşsak aşağıya, ikinci kat penceresinden bakıyorsak yukarıya, bir dağ tepesinden bakıyorsak iyice yukarıya kayar.

Ufuk çizgisi gerçekte görünmüyor olsa bile, tüm kompozisyon için referans oluşturacak bir yatay çizgi olarak işlev görmek üzere, resim yüzeyi üzerine hafifçe çizilmelidir. Göz hizamızdaki bütün yatay düzlemler, ufuk çizgisiyle çakışan birer çizgi gibi gözükecektir. Ufuk çizgisinin altında kalan yatay düzlemlerin tepesi, üstünde kalanların ise altı görülecektir.

Doğrusal perspektifin en belirgin özelliği, doğruların birbirine yaklaşma eğilimi içinde oluşudur. İki koşut doğru bizden uzaklaştıkça aralarındaki mesafe azalacak ve birbirlerine yaklaşıyor gibi gözükeceklerdir. Eğer doğrular sonsuza kadar uzatılabilseydi, yaygın olarak kaçma noktası olarak anılan noktada buluşuyor olacaklardı.

*Resim düzlemine koşut (resim düzlemi doğrultusunda) olan düzlemler biçimlerini korur, ancak gözleyenden uzaklaştıkça küçülür.

*Her bir koşut doğrular takımının ayrı bir kaçma noktası vardır.

YAKLAŞMA

Yaklaşmanın birinci ilkesi, her bir koşut doğrular takımının kendi kaçma noktası olmasıdır. Bir koşut doğrular takımı, yalnızca birbirine koşut doğrulardan oluşur. Örneğin bir küpe baktığımızda, birisi düşey, ikisi yatay olmak üzere üç ayrı koşut doğru takımından oluştuğunu görürüz. Gözleyenin orta bakış eksenine dik ve resim düzlemine koşut olan bir koşut doğrular takımı yakınlaşma etkisi vermeyecektir. Aksine, ister düşey, ister yatay, ister eğik olsun, yönünü koruyacaktır. Ancak her bir doğrunun görülen uzunluğu, gözleyenden uzaklığına bağlı olarak değişecektir.

Bir koşut doğrular takımı, resim düzlemine dik ve dolayısıyla orta bakış eksenine koşut ise, kaçma noktası, orta bakış ekseninin ufuk çizgisini kestiği noktayla çakışacaktır. Bu nokta, bakış merkezi (B.N.) olarak bilinir.

Eğer bir doğrular takımı resim düzlemiyle bir açı yapıyorsa, bunun koşut doğruları uzaklaştıkça ortak bir kaçma noktasına doğru yaklaşıyor gibi gözükecektir. Eğer takım yataysa, kaçma noktası, her zaman ufuk çizgisi üzerinde, ancak, gözleyenden uzaklaştıkça çizgilerin alacağı yöne bağlı olarak bazen sağında, bazen solunda yer alacaktır. Eğer koşut doğrular takımı gözleyenden uzaklaştıkça yükseliyorsa, kaçma noktası ufuk çizgisinin yukarısında, aynı düzlemde olmaları halinde bulunacağı noktanın tam üst hizasında yer alacaktır. Eğer takım uzaklaştıkça eğim aşağıya doğru oluyorsa, kaçma noktası ufuk çizgisinin altında, aynı düzlemde olmaları durumunda yer alacağı noktanın tam alt hizasında olacaktır.

Doğrusal perspektifin bir diğer ayırt edici özelliği perspektif kısalma, yani bir nesnenin perspektif içinde görünüşte gireceği form değişikliğidir. Bu değişiklik genellikle, boyutlarda, uzunluk veya derinlikte bir kısalma şeklinde görülür. Böylelikle mekanın derinliklerine öteleniyormuş yanılsaması elde edilir. Perspektif içinde gördüğümüz kısalmanın derecesi, üç etmene bağlıdır.

  1. Bakış merkeziyle ilişkiler; Bir çizgi veya düzlem bakış merkezimize ne denli yakın ve koşut ise, uzunluğu ve yüzeyinin o kadar az bir bölümü gözükecek, derinliği sıkıştırılmış etkisi verecektir.
  2. Bakan kişiye uzaklık; Bir çizgi veya düzlem bizden ne kadar uzaklaşırsa, boyu ve yüzeyinin o kadar azı görülecek, olduğundan kısa ve yassı etki edecektir.
  3. Dönüklük;  Kendi ekseninde dönen bir forma ait bir çizginin uzunluğu veya bir düzlemin yüzeyi, formun resim düzlemine göre dönüklüğü arttığı oranda daha az görülecektir.

Perspektif kısalma, çizgi ve düzlemlerin görülen formlarını etkilemenin yanı sıra, bir perspektif çizimi içindeki mekansal ilişkileri de sıkıştırabilir.

PERSPEKTİF ÇEŞİTLERİ

Kasım 9th, 2009

YUMUŞAK PERSPEKTİF

Yumuşak perspektif, nesne ile izleyen arasına giren hava veya atmosferin renkleri, tonal değerleri ve uzak nesnelerin konturlarını algılayışımızı etkileyen yumuşatıcı etkisi üzerine temellendirilmiştir. Nesneler uzaklaştıkça, renkleri daha az yoğun ve daha suskun olur. Tonal değerler daha açık ve gri ağırlıklı, formlar daha silik ve bulanık, ayrıntıları ise daha az belirgin hale gelir. Arka planda ağırlıkla gri tonlarına bürünmüş biçimler görebiliriz. Buna karşın, bakış açımızın ön planda kalan ve yakınmış gibi görünen nesnelerin daha doymuş renkleri daha güçlü değer karşıtlıkları, daha belirgin dış hatları ve keskin bir biçimde tanımlanmış ayrıntıları olacaktır.

DOKU

Bir yüzey dokusu geriye doğru uzaklaştıkça, doku yoğunluğu giderek artacaktır. Bunun nedeni boyutun giderek küçülmesi, dokuyu oluşturan öğeler arasındaki aralığın da sıklaşmasıdır. Örneğin, bir tuğla duvara yakından baktığımızda hem her bir tuğlayı, hem de tuğlalar arasındaki harcın kalınlığını görürüz. Bizden uzaklaştıkça tuğlalar küçülür, harç kalınlığı bir çizgiye dönüşür, ta ki yeterince uzaklaştığında etkisi birbirine karışıp dokulu bir örge oluşturana kadar.

DOĞRUSAL PERSPEKTİF

Üçboyutlu dünyamızın resimsel görüntülerini betimlemek için perspektif terimi kullanıldığında, ilk aklımıza gelen büyük olasılıkla, doğrusal perspektiftir. Tekil nesnelerin çiziminde yararlı olması bir yana, çizgisel perspektif, mekansal ilişkileri resimsel bir anlatımla ve kolayca kavranılacak şekilde betimlemeye çok elverişlidir. Doğrusal perspektif bize, önceki bölümlerde tartışılan görsel derinlik ipuçlarından da yararlanarak, ikiboyutlu bir çizim yüzeyi üzerinde, üçboyutlu formlara,  mekana ve derinliğe ilişkin berrak bir yanılsama yaratabilme yeteneği verir.

Doğrusal perspektif, geometrik kurallara dayanır. Bu kurallar uyarınca geliştirilmiş son derece hassas konstrüksiyon yöntemleri olması nedeniyle, çoğunlukla bir perspektif çizimi, yalnızca yapılaşmasındaki doğruluk derecesiyle değerlendirilir. Oysa gözlerimizi de kullanmamız, çizilen imgeyi değerlendirmede bütünüyle bir konstrüksiyon yöntemine güvenmememiz daha doğru olur.

Bir perspektifin kılı kırk yararak yapılandırılmış olması, ortaya çıkan çizimin, kişinin bakış açısını hiçbir çarpıtmaya gitmeksizin yeterlik ve doğrulukla betimlediği anlamına gelmez. Burada amaç, perspektifin mekanik yapısının ayrıntılarına girmekten çok, serbest elle perspektif çizmemize olanak verecek biçimde, perspektifin öğeleri ve ilkelerine ilişkin bir anlayış geliştirmektedir.

Görebildiklerimizi çizmek için perspektifi kavramış olmak kesin bir gereklilik değildir. Kontur çizgileriyle doğru bir betimleme yapmayı ve tanımladıkları pozitif ve negatif biçimlere güvenmeyi yeğleyebiliriz. Ancak, bu çizgi ve biçimleri dönüştürebilmek, üçboyutluluklarını aktarabilmek ve onları mekan içinde doğru bir şekilde yerleştirebilmek için, doğrusal perspektifin öğelerini ve ilkelerini anlamış olmamızda yarar vardır. Dış görünüşün ötesine geçip, nesnelerin gerisindeki geometri ve strüktürü, mekansal ilişkilerini betimleyen ve düzenleyen çizgilerin tanımladığı biçimiyle kavramak istiyorsak, bu daha da önem kazanır.

Adından da anlaşılabileceği gibi, doğrusal perspektif, öncelikle, perspektif içinde doğrular çizilmesiyle ilgilidir. Bu perspektif çizgilerin çoğu, görünen konturları simgelemekten çok, üçboyutlu formların strüktür ve geometrisini ve bunların mekan içindeki konumlarını betimler. Küp aracılığıyla, bir nesnenin her üç boyutunu aynı anda ölçmek mümkündür. Daha da önemlisi, en karmaşığından en basitine kadar birçok formu betimlemekte küp kullanılabilir. Formları bileşenlerinin geometrisine indirgeyebilmek ve oran, ölçek ve mekansal ilişkileri bu yolla ölçebilmek, hem analitik hem de görsel düşünceyi gerektirir.