Hint, Yunan ve Çin sanatı etkileriyle bir Buda heykel sanatı gelişmiş bulunuyordu. Fakat Uygurlar o zamana kadar görülmemiş realist ve yeni bir heykel sanatı meydana getirmişlerdir. Bunun başlangıcı Göktürkler’deki balbal heykellerine dayanmaktadır. Kızıl’da bulunan diz çökmüş halde, omzunda yük taşıyan 47 cm. boyunda alçı heykel sekiz ve dokuzuncu yüzyıl heykel sanatı için karakteristiktir. Cilt, beyaz, esmer, saçlar veya başlık siyah renktedir. Sorçuk’da bulunan kalıplarda alçıya alınmış iki hayvan heykeli daha ilgi çekicidir. Bunlardan 27 cm. boyunda ve bir at başını canlandıran kuvvetle üslûplanmış heykelde yele ve perçemler çok olgun çizgilerle belirtilmiş olup, hemen hemen demona benzer bir ifade taşımaktadır. Burada Hunlar’a kadar uzanan eski Türk hayvan üslûbunun bir devamı görülmektedir. 38 cm. boyundaki ikinci heykel bir fil başını canlandırmakta olup, daha fazla üslûplanmış grotesk bir ifade taşımaktadır. Fil görmemiş biri tarafından yapılmış olduğu anlaşılıyor. Buna benzer, kuvvetle üslûplanmış Fil başı tasvirleri Kuça’daki duvar resimlerinde görülür. At, deve, keçi gibi bölgede bol bulunan diğer hayvanların başları, şaşılacak bir doğrulukla resmedilmiştir.
Sekiz ve dokuzuncu yüzyılda yapılmış olan Uygur heykellerinin başka yerde benzerlerini bulmak hemen hemen imkânsızdır.