Naturalist, tasvir sanatının geleneğinde ve akademik çizimlerde benzetme, portreyi resmetmenin ilk koşuludur. Bunun yanısıra çeşitli tiplerdeki karakterlerin poz ve bakış yönleri, farklı açılardan ele alındığında, öznesiyle bütünleştirebilmek, işin zor ve artistik yanıdır. En iyi öğrenme yöntemi, doğal gözlemlerimiz ve usta sanatçıların elinden çıkan yapıtların incelenmesi olacaktır.
Öznesi sorunu, konu içinde figüre yüklenen işlev ve taşıdığı sıfatla ilintili konumudur. Şöyle düşünelim; karşımızda duran figürün arka fonunda bir otomobil ve açılmış ön kaportası, elinde anahtar ya da tornavida olsun. Size göre bu kişi tamircidir. Aynı pozun arka fonuna resim sehpası ve tuval yerleştirelim ve eline de bir palet ve fırça verelim. Şimdi bu kişi ressamdır. Buna bir başka örnek de; fotoğraf sanatçısı John HİLLİARD’ın “Ölümün türleri” adlı fotoğraf dizisidir. Poz; yerde yatan, üstü örtülü cesettir. 1) ceset yol kenarında = ezilmiş. 2) ceset deniz kenarında = boğulmuş. 3) ceset yangın yerinde = yanmış 4) ceset inşaat alanında = düşmüş. Aynı poz mizansen değiştiğinde bize dört farklı ölüm fikrini çağrıştırmaktadır.
Portrede kusursuz benzetme , iki temel faktöre dayanır;
Fiziksel yapı
psikolojik yapı
Fiziksel yapı ve benzerliği sağlamak için;
a. başın konstrüksiyonunun bilimsel yolla çizimi
b. portresi yapılacak kişinin tipik özelliklerinin bilinerek abartılması gerekir.
Bu abartma Antropolojik açıdan kişinin fizik ve karakter yapısının belirgin olarak ifade edilmesiyle bağlantılıdır. Başın ve vücudun bu özelliklerini bilmek, çizim de tam bir ustalığa ulaşmak, benzetmekle birlikte artistik kalitenin (üslup-biçem) varlığında saklıdır.
Psikolojik açıdan ruhsal durumu yansıtmak; yüzdeki ifadeye, davranış ve poza bağlıdır.
Poz, modelin fizyonomisine, karakteristik yüz çizgilerine ve duruşuna göre verdirilir. Ingres; “İyi bir sanatçı, modelinin düşüncelerine nüfus etmelidir.”diyor. Bu nedenle, başın ve vücudun duruşuna, karakteristik yüz çizgilerine dikkatle bakıp, derinliğine incelemek gerekiyor. Ressamların,portresini yapacakları kişilerle önce sohbet etmeleri, kişiye özgü davranışları yakalamak içindir.
Karakteristik yapıyı ve özneyi daha iyi ortaya çıkarmak, ruhsal (psişik) yönden anlatımı güçlendirmek, tüm bu psikofizyolojik yapının tamamlayıcı unsuru olarak ışığa bağlıdır. Aydınlanmanın yönü, konuyu mekan içinde vurgulama, ışığın yoğunluğu, anlatımın temel unsurlarıdır.,
Portre, ışığa göre önden, yandan(profil), yarı yandan (demi profile), arkadan aydınlanmakla, (resmi çizilecek kişinin) çok farklı psişik etkilere sahip olacaktır. En tepeden ve alttan verilen ışığın gözlenmesi, izleyende alışık olmadık tesirler bırakır. Güneş doğarken ve batarken yatay gelir, aydınlanmalar çok romantik ve hüzün vericidir. Yükseldikçe belli açıyla üstten aydınlatır. Öğlen, en tepede, portredeki aydınlanmalar, yüzün konstrüksiyonuna bağlı olarak, kişiyi belki de tanıyamayacağımız yanıltıcı gölgeler oluşturur. Doğal ışığı bu nedenle alttan almıyoruz. Hiç alışık olmadığımız bu aydınlanmayı yapay ışık kaynağı ile oluşturduğumuzda, gölgeler ifadeyi çok itici hale sokar. Ürkütücü izlenimler yaratır. Aynı şekilde karşıdan gelen, figürü siluet halinde ve gölgesini görmemizi sağlayan ışık-aydınlanmada (contre jour) aynı etkiyi yapar. Giderek Sürrealist ( gerçek üstücü ) anlatımlarda kullanılarak, fantastik sinemanın temelini oluşturmuştur. ( korku filmleri)
Işığın engelsiz olarak geldiğinde ve herhangi bir kırılma ve yansıma (refle) olmaksızın meydana gelen aydınlanmalarda (ışığın, böyle ayarlandığını kabul edersek) kontrastlar sert ve kuvvetlidir. Gölgelerde formu algılamak güçleşir (tenebriz). Barok ışık da bu kaynaktan doğar. Formun eridiği sahneler oluşur.
Işığın engellere çarparak kırılıp, sayısız ışığın birçok yüzeyde bilardo topunun açısal kırılmaları benzeri öyle çok ters aydınlanmalar oluşturduğunda, kontrastlar zayıflar, gölgeler yumuşar, gölgelerde de formu algılarız (Rönesans’ın ışığı, Leonardo da Vinci’nin Sufumato’su). Bunu görmek için, kurduğunuz natürmorta gelen ışığın yönü doğrultusunda, ışık konuyu aydınlatıp devam ettiği sırada, konunun arkasına parlak ya da beyaz bir yüzey yerleştirdiğimizde konunun arkasında, gölgelerde de yarı aydınlanmalar (refle-yansıyan ışık) oluştuğunu (kontrastı azalttığını) göreceksiniz.